Ortodoksluk: Ortodoks kilisenin hakinda bilgiler
ortodoksluknedir

BÜYÜK İMAN AÇIKLAMASI

Bir tek Allah'a inanıyorum. Yerin ve göğün, görünen ve görünmeyen tüm varlıkların yaratanı , her şeye kadir Peder Allah'a inanıyorum.Tüm asırlardan önce Peder'den doğmuş olan, Allah'ın biricik Oğlu, bir tek Rab olan Mesih İsa'ya inanıyorum. O, Allah'tan Allah, Nur'dan Nur, gerçek Allah'tan gerçek Allah'tır. Yaratılmış olmayıp, Peder ile aynı özdedir ve her şey onun aracılığıyla yaratılmıştır. Biz insanlar ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, Kutsal Ruh'un kudretiyle bakire Meryem'den vücut alıp insan olmuştur. Pontius Pilatus zamanında bizim için acı çekerek çarmıha gerilmiş, ölmüş, gömülmüş, ve Kutsal Yazılara göre üçüncü gün dirilmiş. Göğe çıkmış ve Pederin sağında oturmaktadır. Dirileri ve ölüleri yargılamak için şanla tekrar gelecek ve onun hükümdarlığı son bulmayacaktır. Peygamberler aracılığıyla konuşmuş olan, Peder’den çıkıp, Peder ve Oğul ile birlikte tapılan ve yüceltilen, hayatın kaynağı ve Rab olan Kutsal Ruh'a inanıyorum. Elçisel, evrensel ve kutsal olan tek Kilise'ye inanıyorum. Günahların affedilmesi için tek bir vaftizi kabul ediyorum. Ölülerin dirilişini ve ebedi hayatı bekliyorum. Amin

BİR TEK ALLAH'A İNANIYORUMİmanımız birinci ve ikinci sinodlarda yani konseylerde (İznik 325 ve İstanbul 381) kilise azizleri ve babaları tarafından Kutsal Ruh 'un aracılığıyla hazırlanmış ve bu günkü imanımız yazılmıştır. Birinci maddesi olan "Bir Tek Allah'a İnanuyorum" bizi Tanrı'ya iman etmemizi ve yalnız O'na tapınmamızı davet eder. Bununla birlikte imanlı sadece Allah'ın varlığına değil, görünen ve görünmeyen bütün varlıkların yaradanının Tanrı olduğuna imana davet edilir. Öyleki her şey ve her varlık Tanrı tarafından Mesih'in aracılığıyla yaratılmıştır. 'Var olan hiç bir şey O'nsuz olmadı' . Lakin her toplumda ve her devirde olduğu gibi şeytan kolları sıvamış ve bazı insanları düşüncesi altına alarak onları kendisine köle etmiştir. Bu insanlar kibirli, sadece dünyevi ve maddi şeylere inanan Tanrı'dan uzak ve şefkatsız insanlardır. Bu insanlara bizim birer cevap vermemiz gerekecek olursa bu aşağıdaki gibi olmalıdır.

1. Etrafımızda evren vardır. İçinde milyonlarca gezegen olan ve bilime göre de bir zamanlar her şeyin yaratıcısı ve kaynağı olan madde de yoktu. O halde bu kadar mükemmel bir şekilde çalışan bu gök cisimlerini ve bütün dünyayı yaratan kimdir. Madde bir zamana kadar uzanabiliyorsa, ondan sonrasıda açıklanamıyorsa bunu kim yapabilir. Bu kadar milyon yıl önce bu güce ve teknolojiye kim sahipti? Tabiki her şeye kadir Rab Allah'tır. Davut peygamberinin dediğine göre 'O kelam etti ve her şey oluştu, emir verdi ve varlıklar yaratıldı.'

2. Bilim admaları fizikçilere göre hatta gerçek mantığa bile dayanan bir görüş vardır ki bir madde kendiliğinden hareket edemez, ama başka bir güç tarafından harekete geçirilirse de önünde başka bir engel olmazsa kendiliğinden durmaz. Bu gerçekten öyleyse sonsuz uzay sistemine baktığımızda orada milyarlarca yıldız, gezegen ve gök cisimlerinin olduğunu ve bunların belirli bir ahenk içinde hareket ettiklerini görürüz. Bütün bu cisimler nasıl oluyorda kendi aralarında çarpışmıyor ve bir felakete sebeb olmuyorlar. Bütün bu düzeni kuran ve sağlam tutan kimdir? Buradan da bize sadece Tanrı cevabı aklımıza gelmektedir.

3. Çok uzakğa gitmeyelim: Yeryüzü canlı organizmalarla doludur. Bunların bazılarını görünür bazılarıda görünmez küçük canlılardır. Bununla birlikte milyarlarca insan yaşamaktadır. Bilim adamlarının bilgisine göre yeryüzü bir zamanlar bir fırın gibi yanmaktaydı. O zamanlar yeryüzünde hiç bir canlı yaşamamaktaydı. Öyleyse bu kadar sıcaklığın bulunduğu bu fırından hayat nasıl türedi? Bunun için bilgin Fleming der ki: ''Hayat kendiliğinden değil bir yaratandan gelmiştir''.

4. Kendimiz ve vücudumuz büyük bir sır olmakla birlikte mükkemmeldir. İnsan vücudunu incelediğimizde bunun kalp, gözler, kulaklar, eller, sinir sistemleri, bağışıklık sistemleri ve buna benzer bir sürü mükemmel bir sistem içinde çalıştığını görürüz. Kusursuz olarak çalışan bu vücudu kim bu kadar mükemmel olarak yaratabilir? Yanıt yalnızca her şeye kadir Rab Allah'tır. İmansızın biri bir rahibe ''Hani Tanrı nerede ben O'nu göremiyoum'' diyerek ona bir soruda bulundu. Rahip o adama ''Atomları veya hücreleride göremiyorsun ama bunların varlığına inanıyorsun'' diye cevap verdi. Daha sonra ona güneşe çıplak gözle bakmasını istedi adam ''Bakamam çünkü gözlerim acır'' dedi . Bunun üzerine rahip ona ''yaratılmış bir şeye bakamıyorsan Tanrı'yı nasıl görebilirsin?'' diye cevap verdi. Büyük şair ve peygamber olan Davut ve büyük bir filozof olan Aristotelis Tanrı'ya inanmayan insanları deli olarak nitelediler. Yalnız yukarıdaki örneklerden de insan Tanrı'ya inanabilir. Burada biz hristiyan ortodoksların iman ettiği Tanrı'dan bahsediyoruz. Öyleyse Bir tek Allah'a inanıyorum.

BİR TEK RAB İSA MESİH'E İNANIYORUM

Büyük iman açıklamasında ''Bir Tek Allah'a İnanıyorum'' maddesinden hemen sonra ''Bir Tek İsa Mesih'e inanıyorum'' maddesi vurgulanmaktadır. Mesih'in doğumundan itibaren yeryüzünde O'nun sıfatını belirlemek için korkunç bir savaş başlamıştır. Bazı insanlar O'nun varlığına inanmayıp Tanrı Özü'ne sahip olmadığını savunurlar. Hatta buna inanan insanlarla alay ederler. Bizler bunu bir açıklığa kavuşturmak için ve imanımızı kuşkusuz kılmak için bir kaç husustan bahsedelim ve yeryüzü tarihindeki yerini görelim.

İsa'nın varlığını geçmişte veya bugün reddetenler O'ndan binlerce yıl önce yaşamış olan kişilerin varlığını reddetmezler. Örneğin İsa'dan 800 yıl önce yaşamış olan Homerus'un varlığını reddetmezler. Eski Yunan bilginlerinden olan Sokrates Platon ve daha bir çok kişinin varlığını kabul ederler. Aynı şekilde İsa'dan yaklaşık 2500 yıl önce yaşamış olan ilk çağ kavimlerini yani Asurlar Babilliler Persler Mısırlılar ve buna benzer bir çok kavimi kabul ederler. İsa'dan 1200 yıl önce yaşamış olan Musa'nın varlığını kabul ederler. İsa'dan birkaç yüzyıl önce yaşamış olan hazreti Davut'u ve diğer peygamberleride kabul ederler. Üstelik gerçek olup olmadığını kontrol edemediğimiz bir çok ilk çağ ayrıntısınıda kabul ederler. Çünkü tarihçiler ve o zamanın başka kişileri bundan bahsederler. Sırf bunun için bunları kabül ederler. Lakin iş İsa'ya varınca o zaman kuşkular ve teredütler ortaya çıkar ve O'nun varlığını kabul etmezler. Fakat İsa'nın yaşadığına ve o devirde bir çok mucize yaptığına tanıklık eden tarihi olaylar ve kalıntılar mevcuttur..


1. Dört incil ve yeni ahidin tümü Mesih'in varlığından şahsiyetinden ve eserlerinden bahseder. Bu kitapların prestiji ve otoritesi tartışılamaz. Çünkü:


a. Bunları yazan kişiler namuslu, kendilerini Tanrı'ya adamış ve bunun için yani gördükleri Rab İsa Mesih için şehit olan insanlardı. Eğer ki Mesih gerçek değil de bir yalan olsaydı bu insanlar kendilerini bir yalan uğruna feda ederler miydi?  Tabiki hayır (Petrus 2 1:21).

b. İsa'dan bahseden yeni ahit kitaplarının M.S. 50 ve 95 yılları arasında yazıldığı günümüz bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır. Yani İsa'nın çarmıha gerilmesinden ve dirilmesinden bir kaç yıl sonra yazılmıştır. O devirde İsa'yı görenlerin çoğu hala yaşıyordu. O halde yazarlar hayali bir şey için yazamazlardı. Var olan ve gerçek olan bir şahıs için yazdılar. Unutmayalım ki Mesih halk önünde vaaz verirdi ve yine halk önünde çarmıha gerildi.

c. İsa'nın dirilişinden hemen sonra O'nu Allah olarak kabul eden küçük bir toplum oluştu. Bu toplum yavaş yavaş büyüdü ve bu gün 1 750 000 000 kişi buna iman etmektedir. hayali ve yalan olan bir şahıs için bu kadar insan O'na inanır mıydı? O zamanda İsa'yı dirildiğinden hemen sonra görenler de oldu. Bunların başında havrilerden Tomas O'nun çarmıh izlerini de görmüştü. Evet İsa dirildi evet bu gerçekten oldu çünkü O bunu yapabilecek güce sahip olan Allah'ın ta kendisidir.


2. İncillerin bahsettiği deviri ve İsa'nın varlığını destekleyen tarihçilerde bunu kendi yazıtlarında bazen birer kanıt olarak kulanmıştır. Örneğin büyük tarihçilerden biri olan Yosipos bazı İbrani metinleri İsa'yı ölüme mahküm eden kurulun tutanakları diye adlandırır. Romalı tarihçilerden Tavitus Suetonius ve genç Pilinius olan bu tarihçiler M.S. 120 yılında yaşamış olup yazılarında İsa'ya dayanan kanıtlardan bahsetmetkedirler. Bununla birlikte o devirde yaşayan bir çok putperest İsa'nın varlığını inkar etmezler fakat O'nunla alay ederler. Buna örnek olarak Lukianos Mesih'le alay eder ama O'nun varlığını inkar etmez.

3. İncillerde ve yeni ahitte İsa'nın şahsıyla birlikte başka şahısların adlarıda geçer. Kral Hirodes Vali Pontius Pilatus Romalı komutanlar Festus Feliks ve Galileon ve bir Romalı komutan olan Aziz Pavlos bütün bunlar tarihsel şahıs olarak kabul edilirler. Öyleyse bunları kabul eden İsa'yı nasıl reddedebilir? Dünya tarihinde İsa kadar nefret ve kin kokusu olan yoktur. Hiç bir peygamber bu kadar alay konusu olmamış ve çarmıha gerilmemiştir. En büyük savaş İsa'ya karşıdır. Çünkü O yeryüzünün kanunlarını yani kişisel kanunları değil ebedi hayatın konunlarını öğretti. Mesih'in tarihsel bir şahıs olduğundan hiç şüpheniz olmasın. O bir insan şeklini alarak Tanrı'nın biricik olğlu olduğunu ve bizlere yaşam vermeye geldiğini söyledi. Yeryüzünde ve bir ülkenin vatandaşı olarak yaşadı. Öyleki bizler bir tek Mesih'e inanalım. ''Bana iman eden asla mahvolmayacaktır ama ebedi hayata kavuşacaktır''.

     



Bu web sitesi Halep ve İskenderun Metropolitliğinin desteğiyle olmuştur.