Ortodoksluk: Ortodoks kilisenin hakinda bilgiler
ortodoksluknedir

LÜTUF KANUNU

Şimdiye kadar bahsetmiş olduğumuz on emir bir ahlak kanunu olup o zaman ki devirin ve insanların adalet kanunuydu. Bunun gayesi zor bir halk olan İsarailoğullarının eğitilmesi, bunun aracılığıyla zaman gelince Mesih'in incildeki geçekleri kabul etmek üzere başka halkalrında hazırlanmasıydı. Bunun için Yuhanna şöyle der: "Yasa Musa aracılığıyla geldi, ama Tanrısal Lütuf ve Gerçek Mesih'in aracılığıyla geldi." (Yuhanna 1: 17). Tanrı'nın lütuf ve gerçeğinin verilmesi için O'nun biricik Oğlu ve Rab olan İsa Mesih, insan şeklini alarak aramıza geldi, ve bize sonsuz doluluğuyla Tanrı lütfunu ve gerçeğini getirdi. O ilk konuşmasında "Ben Yasanın ve peygamberlerin öğretisini iptal etmeye değil, bunları tamamlamaya geldim." diyerek bunu baştan açıkladı. (Matta 5: 17). Buna göre Rab'in dağdaki konuşması bizim ahlaki değerlerimizin ve kutsallığımızın bir ifadesi ve özetidir. Bu göz önüne alındığında Rab bizim diğer insanlarla olan ilişkimizi ve ahlaki yapımızı düzenleyerek bunların nasıl olması gerektiğini belirtir. Bu konuşma Matta incilinin 5,6, ve 7'inci bablarında bulunmaktadır. Bunu dikkatle okuduğumuzda buralarda şu hususlara varırız.

1. Bir imanlı önce Musa'nın getirdiği on emri uygulamazsa Mesih'in ve hristiyanlığın ön gördüğü kanunu uygulayamaz. Musa'nın yasasında kendilerine yapılan bir kötüleğe karşı vemeleri normal sayılıp buna izin veriliyordu. Yani göze göz, ve dişe diş konunu uygulanmaktaydı. Oysa Mesih bunu yasaklıyor ve imanlılardan daha büyük ve ulu şeyler bekliyor. Başka bir ifade ile Mesih kendimize yapılan bir kötülüğü unutmamızı be bunu yapanları affederek yaptıkları hatayı görmelirne yardım etmemizi istmektedir.
 
2. Yeni kanunun temel ve belirgin karakteri sevgidir. Mesih şöyler buyurmaktadır : "Size yeni bir buyruk veriyrum: Birbirinizi sevin, sizleri sevdiğim gibi sizde birbirlerinizi sevin, birbirinize sevginiz sayesinde her kes benim öğrencilerim olduğunuzu anlayacaktır." (Yuhanna 13: 34-35). Bu buyruk incilin en mükemmel buyruğudur. Mesih'in bizleri sevdiği ve bizler için yeryüzüne gelerek çarmıha gerilip bizi günahlarımızdan kurtardığı ve bizi hala sevdiği gibi, bizimde birbrimizi sevmemizi istiyor ve bunu büyük bir buyruk olarak belirtiyor. Rab o kadar sevgidir ki bize şöyle buyuruyor "Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin' dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. Öyleki göklerdeki Babanız'ın oğulları olasınız. Çünkü O güneşini hem iyilerin hemde kötülerin üzerine çıkarır, yağmurunuda hem iyilerin hemde kötülerin üzerine yağdırır. Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz bunda övünecek ne var? Putperestlerde aynı şeyi yapmıyor mu? Yalnızca karddeşlerinize selam verirseniz bunda övülecek ne var? Putperestlerde bunu yapmıyor mu? Bu nedenle göksel Babanız'ın yetkin olduğu gibi sizde yetkin olun." (Matta 5: 44-48). Buna ek olarak ta Kusal Kitap'ta Tanrı'nın en kısa ve en özlü tanımı: "Allah sevgidir" tanımı yapılır.
Büyük Vasilyos bu konudaki görüşlerini şöyle açıklamaktadır. "Tanrı sen ve senin gibi günahkarları nasıl afeddiyor ve onları seviyorsa sende yanındaki insanı sever ve onu afedersen ve ona sevgi gösterirsen Tanrı'ya benzemiş olursun."

3. Mesih konuşmasında yine yasada olan bazı noktaları telafi ederek yemi tamamen yasaklar, samimiyeti ve dürüstlüğü ön görür. Sadaka vermemizi önerir, gerçek ve anlamlı orucun kurallarını tayin eder. İmanlıların bağışlayıcı olmalarını ve maddi ve dünyevi zengillikler değil manevi ve gökteki zengillikler edinmelirini ister. Paranın kıymetsiz olduğunu ve gerçek hazinenin göklerde olduğunu açıklar. Bunun için maddi gereksinimlerimizi bilen Tanrı bunları bize vereceğini ve bunun için kaygı ve telaşa gerek olmadığını söyler. Önce kendi kusurlarımızı daha sonra da başkalarının kusurlarını görmemizi ister. Bununla birlikte duanın nasıl yapılacağını ve nelerin söylenmesi gerektiğini belirtip ve imanlılara öğretilier de bulunur.


4. Aynı konuşmada Rab imanlılara büyük misyonun ve sorumluluğundan da bahseder. İmanlılar müjdeyi bütün dünyaya ulaştırmalı ve bunu saf ve katkısız olarak yapmalıdır. Bunun için imanlıları "dünyanın tuzu ve ışığı" olarak tasfir eder. "Yeryüzünün tuzu sizsiniz. Ama tuz tadını yitirirse bir daha nasıl tuz tadı verilebilir? Artık dışarı atılıp ayaklar altında çiğnenmekten başka bir işe yaramaz. Dünyanın ışığı sizsiniz."  Buna göre tuz nasıl yemekleri tatlandırıp onalara güzel tad veriyorsa ve ışık nasıl karanlıkta parlıyor ve aydınlık sağlıyorsa sizlerde imanınız ve eylemlerinizle toplumu güzelleştirmeli ve günahtan donmuş ve buzlanmış kalpleri sevginizle ısıtmalı ve onları tekrar elde etmelisiniz. Bu yolla başkalarına örnek olacak ve diğer insanların gözünde daima yüksek bir mevzide olacaksınız.


Rabbimiz dağdaki konuşmasında dünyanın duyulmuş en duygulandırıcı ve etkileyici gerçekleri söyleyerek büyük bir öğretiyi bizlere vermiştir. "İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, sizde başkalarına öyle davranın. Çünkü Kutsal Yasa'nın ve peygamberlerinde söylediği budur." İşte bu kural uygulanırsa her kes barış içinde yaşar ve toplumda sükunet olur. Mesih'in incildeki öğretisi özetlenecek olursa: İman, umut, insan sevgisi, affetmek ve sana yapılmasını istemediğin şeyleri sende başkasına yapma diye özetlenebilir. Fakat düşmanlarımızı nasıl affedebiliriz? Bu zor olmasına rağmen hrıstiyanlıkta önemlidir. İnsanı yücelterek ona iç rahatlığı, mutluluğu ve refahlığı verir. İnsan bu şekilde güneş gibi parlar başkalarının gözünde büyükleşerek Tanrı'ya layık olmaya çalışır. İşte hrıstiyanlıkta buna dayanır.

 ALLAH'IN ÖĞRETTİĞİ DUA

1. Rab duayı, semavi Peder Allah'la bir şahsi konuşma, iletişim ve dileme aracı olarak tarif etmiştir. "Siz dua edeceğiniz zaman odanızıa geçin kapıyı örtün ve gizlide olan Babanız'a dua edin. Gizlilik içinde olanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir." (Matta 6:6).

2. Duanız Allah'a yakışır şekilde olmalıdır. "Dua ettiğinizde putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar. Siz onlara benzemeyin. Çünkü Babanız nelere gereksinim duyduğunuzu siz daha O'ndan dilemeden önce bilir." (Matta 6:6).


3.Mesih şahsi duayı ortaya koyarken o zamanki sinagoklarda ve şimdilik kiliselerde yapılan duayı iptal etmiyor, fakat bunun doğru bir şekilde yapılmasını ve putperestlere benzemememiz için bunun onlar gibi yüksek sesle ve gösterişle yapılmamasını ister. "Dua ettiğinizde ikiyüzlüler gibi olmayın. Onlar her kesin kendilerini görmeleri için havralarda ve caddelerin baş köşelerinde dikilip dua etmekten zevk alırlar. Size doğrusunu söyleyeyim onlar ödüllerini almışlardır." (Matt 6: 5).

4. Bu Rabbin bizlere öğrettiği kişisel duamızdır.

Göklerdeki Pederimiz, Adın yüceltilsin. Hükümdarlığın gelsin. Göklerde olduğu gibi, yeryüzünde de Senin isteğin olsun. Günlük ekmeğimizi bu gün de bize ver. Bize kötülük edenleri bağışladığımız gibi,
Sen de bağışla suçlarımızı. Bizi günah işlemekten koru kötülükten kurtar. Çünkü hükümdarlık, kudret ve yücelik ebediyen senindir. Amin.
(Matta 6: 9-13).

Bu dua bir duada bulunması gereken bütün unsurlar bulunmaktadır. Hamd, şükran, yüceltme ve teşerkürler sunulur ve hayatta lazım olduğumuz temel şeyleri dileyerek O'nu sonsuza dek yüceltiriz. Burada duaya başlarken cennetten kovulmuş olan insan Tanrı'yı çok sert görüyordu. Ama Mesih'in gelişi ile ve vaftizimizle bizler artık O'nu sert Tanrı olarak değil Baba olarak çağırıyoruz. Daha sonra O'nun adının yüceltilmesi ve kutsal kılınmasını diler ve egemenliğinin ve sonsuz hükümdarlığının gelmesini isteriz. Göklerde olduğu gibi O'nun iradesinin ve isteğinin yüryüzünün her tarafında olmasını dileriz. Sonra da bu hayattaki vücudumuz için gerekli ekmeği ve diğer hayatta ruhi benliğimiz için Tanrısal komünyomu diler ve talep ederiz. Aynı şekilde hatalarımızı kabul eder ve bunları bizim diğer kardeşlerimizin bize karşı olan günahlarını affettiğimiz gibi kendi günahlarımızın da O'nun sonsuz yüceliğinde affedilmesini isteriz. Ayrıca bizi her türlü kötülükten ve kötülüğe sürekliyen her şeyden bizi korumasını isteriz. Duanın sonunda Tanrı'nın ebedi kadir ve hükümdar olduğunu kabul eder ve O'nu sonsuzlara dek yüceltiriz.

Mesih'in bize öğrettiği bu dua yüzyıllar boyunca söylenmekte ve ebediyete kadar söylenecektir. Bu kutsal dua imanlı bir hristiyan tarafından günde en az üç defa söylenmelidir. Mesih'in ta kendisi insan şekinde (insani tabiatında, çünkü iki tabiata sahiptir. Gerçek Allah, Gerçek İnsan) çölde şeytan tarafından denendiğinde ve 40 gün boyunca oruç tutuğunda, Romalı askerlerin kendisin yakalamarından önce akşam zeytin dağında taşın üstünde ve çarmıhın üstünde iken Davut'un mezmurlarından bir mısra okuyarak dua ettmiştir. Bütün bunları bir insan olarak bize bir örnek bırakmak için yaptı. İnsan dua ile dini bağ ve hislerini kuvetlendirir, moralini yükseltir,ve cemaat gurubunda hristiyan kardeşliğini esinler.

 


   
 
 

Bu web sitesi Halep ve İskenderun Metropolitliğinin desteğiyle olmuştur.